E-Posta İletişim Telefon Rehberi Önemli Linkler BİDB Servis

Rektör Prof. Dr. Tarık Yarılgaç’tan OMÜ Bülten’e Özel Röportaj

29.03.2016

OMÜ Bülten dergisi bu ayki sayısının “Mezundan” kısmında Ordu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tarık Yarılgaç’ı konuk etti.

Ondokuz Mayıs Üniversitesi mezunu olan Rektör Yarılgaç, öğrencilik yılları ve Ordu Üniversitesinin gelişimi hakkında sorulan soruları yanıtladı. Röportajın tamamı şu şekilde:

 

Sayın YARILGAÇ öncelikle sorularımızı cevapladığınız için sizlere şükranlarımızı sunuyoruz. Genç bir üniversite olan ODÜ 2006’da OMÜ ve KTÜ’den ayrılarak kuruldu. Üniversitenin kuruluş serüvenini bir de sizden dinleyebilir miyiz?

Ordu Üniversitesi 17 Mart 2006 tarihinde, Ondokuz Mayıs Üniversitesinin Ünye İktisadi İdari Bilimler Fakültesi, Fatsa Deniz Bilimleri Fakültesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Sağlık Yüksekokulu ve Mesudiye Meslek Yüksekokulu ile Karadeniz Teknik Üniversitesinin Ziraat Fakültesi ve Meslek Yüksekokulunun bir araya getirilmesi ile kurulmuştur. 

Üniversitemiz 10 Fakülte, 3 Enstitü, 3 Yüksekokul ve 10 Meslek Yüksekokulu ile çalışmalarını aktif olarak sürdürmekte, yeni açtığı bölümlerle kariyer basamaklarını çeşitlendirmekte ve her geçen gün büyüme grafiğini yükseltmeye devam etmekte olan genç bir Üniversitedir.

 

Peki Hocam coğrafi olarak OMÜ ve KTÜ gibi iki büyük üniversitenin arasında olmak tabiri caizse bir “gölgede kalma” durumu yaratıyor mu?

Üniversitemiz son derece köklü akademik geçmişe sahip iki büyük üniversitenin başarılı ve saygın farklı akademik birimlerinin bir araya gelmesiyle oluşmuştur. Bu nedenle bir o kadar da tecrübe ve birikimine sahiptir. Kuruluşunda beslendiği bu geçmişle Ordu Üniversitesi bünyesine birçok Meslek Yüksekokulu ve Fakülte eklemiş, bununla beraber öğrenci ve akademisyen sayısını her geçen gün artırmıştır.

 Ordu Üniversitesi olarak gölgede kaldığımız şeklinde yapılan yorumların hiçbirini kabul etmiyoruz. Öyle ki ODÜ sergilediği performansıyla bu iki üniversite arasından şartları lehine çevirmeyi ve akademik camiada yükselmeyi başarabilmiştir. Örnek verecek olursak tıp fakültesi yeni kurulan üniversitelerin öğrencilerini ilk etapta kendi fakültelerinde okutma imkanının çok düşük olduğu bilinen bir gerçektir. Bu fakülteler akademisyen istihdamının yanı sıra çok ciddi bir alt yapıya ve teknolojik donanıma ihtiyaç duyar. Buna rağmen Üniversitemiz belki de bir ilki başardı ve 2011 yılında hem Diş Hekimliği hem de Tıp Fakültesine yaklaşık 300 öğrenci aldı. Bugün 5. sınıfa gelmiş öğrenciler, temel bilimlerdeki eğitim öğretimlerinden stajdaki performanslarına kadar her türlü faaliyetlerini üniversitemizde rahatlıkla yürütebiliyor. Bunların yanında Üniversitemiz özellikle sağlık, ziraat, fen ve turizm alanlarında bölgenin ihtiyaçlarını karşılayabilecek elemanlar yetiştirmeye devam ediyor. Bu gelişmeler ışığında Üniversitemizin farklı alanlarıyla cazip bir üniversite kimliği kazandığı görülüyor.

   

Malumunuz şu an itibariyle ODÜ’de OMÜ kökenli birçok akademisyen ve araştırma görevlisi mevcut. Siz de OMÜ Ziraat Fakültesi mezunusunuz. Bu minvalde OMÜ’nün bir “akademisyen ihracı” misyonu olduğunu söyleyebilir miyiz?

Tabi Ondokuz Mayıs Üniversitesi 40 yıllık geçmişi olan, başarılı ve saygın bir üniversite. Dolayısıyla yetiştirdiği akademisyenlerin bilgi ve birikimleri oldukça fazladır. Bu donanıma sahip akademisyenlerin yeni açılan üniversitelerde görev almaları kariyerlerinde çok iyi yerlere gelmelerine imkan tanımaktadır. Bu değerli insanların üniversitemizde akademik kariyerlerine devam ediyor olması ve bilgi birikimlerini öğrencilerimize aktarıyor olması bizi ziyadesiyle memnun ediyor. Sonuç itibariyle OMÜ bir akademisyen ihracı misyonundan ziyade gerek akademik gerek idari personellerin iyi yetişme fırsatını yakaladığı bir eğitim kurumudur diyebiliriz.

 

ODÜ 2015 itibariyle % 97’lik doluluk oranıyla Türkiye’nin en çok tercih edilen üniversitelerinden biri oldu. 20 bine yakın öğrenciniz var. ODÜ için genç bir üniversite olmasına rağmen artık “kabına sığmıyor” diyebilir miyiz?

Ülke kalkınması ve gelişimine katkı sağlayacak, ulusal ve uluslararası platformlarda söz sahibi olacak bilim insanları ve iş adamları yetiştirmeye yönelik açmış olduğumuz programlarda elde edilen yüzde 97'lik bir başarı, Ordu Üniversitesinin çıtasını yükselttiğine bir işarettir. 2006 yılında kurulan Ordu Üniversitesinin 9 yıl gibi kısa bir sürede fiziki büyümesinin yanı sıra eğitim kalitesi ile de dikkat çeken üniversiteler arasında saygın bir yer edinmesi rastlantı değil yapılan çalışma ve projelerin karşılığı olarak değerlendirilebilir.

Geçtiğimiz seneye göre yüzde 1,6'lık oransal yükselişle programlardaki doluluk oranlarının arttığını görüyoruz. 2014-2015 eğitim-öğretim döneminde 4545 olan toplam kontenjanın 4336'sı dolmuş, 2015-2016 eğitim-öğretim döneminde hem kontenjan sayısının hem de doluluk oranının artarak 4972 olan toplam kontenjanın 4812'si öğrenciler tarafından tercih edilmiştir. Üniversitemiz sadece Türkiye’de değil, çoğunluğu Avrupa’da bulunan köklü üniversiteler ile yaptığı 125 farklı Erasmus anlaşması ile uluslararası alanda da tercih edilen bir üniversite konumuna ulaşmıştır. Bu verilere bakıldığında fiziki, akademik ve öğrenci sayısı bakımından kendini sürekli geliştiren üniversitemizin kabına sığmadığını söyleyebiliriz.

 

Mayıs 2015’te ODÜ Uluslararası Teknoloji Geliştirme Bölgesi Kurucu Heyet Protokolü imza töreni yapıldı. Bu doğrultuda bölgenin Samsun ve Ordu - Giresun Havalimanı’nın ortasında olması hasebiyle söz konusu Teknoloji Geliştirme Merkezi Ordu ve bölgede neleri değiştirebilir?

Öncelikle imzalanan bu protokolle Ordu ilinde kurulması planlanan Uluslararası Teknoloji Geliştirme Bölgesi ile teknolojik bilginin üretilmesi, üretilen bilginin ticarileştirilmesi, verimliliği arttıracak ve üretim maliyetlerini düşürecek yeniliklerin geliştirilmesi amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda ilimizde küçük ve orta ölçekli işletmeler yeni ve ileri teknolojiye uyum sağlayabilecek, ileri teknoloji yatırımları yapabilecek, yabancı sermayenin ülkemize ve ilimize girişi hızlandırılabilecek ve bu konuda pek çok girişimciye iş imkanı sağlanabilecektir.  

Uzun bir sürece yayılan bu projenin Ordu’ya kazandırılacak olması bizleri heyecanlandırıyor. Yine bu projenin gelecek kuşaklara iyi bir örnek olacağını ve bölgemize olumlu katkılar yapacağını düşünüyoruz.

 

Hocam biliyorsunuz Ordu son yıllarda Arapların ve Arap turizminin cazibe merkezi gibi. Ordu’ya gelen Arap gazeteciler “Ordu, cennet bahçelerinden bir bahçe ancak iletişim kurabileceğimiz İngilizce veya Arapça bilen kimse yok.” demişler. Üniversitenin turizme dönük perspektifi, stratejisi nedir?

Turizm her geçen gün gelişen büyük bir hizmet sektörüdür. Ülkemizin coğrafi konumu bakımından dünyada ciddi bir turizm potansiyeline sahip olduğunu biliyoruz. Ordu büyükşehir olduktan sonra çok daha hızlı bir gelişim sürecine girmiş ve özellikle ulaşımın kolaylaşmasının ardından dikkatleri üzerine çeken bir şehir olmuştur. Sadece Arap turistler değil dünyanın her yerinden çok fazla turist Ordu’yu ziyaret etmektedir.  Teknoloji ve iletişim çağında hizmet sektörünün tüm yönleriyle tamamlanmış olması gerekir. Her işletmeci ya da işletme yöneticisi dil bilmeyebilir. Hizmet sektörü olanaklarına yeteri kadar sahip olan girişimciler, turizm sektörüne sağlam bir temel atmış olurlar.

Hem bölgeye hem de ülkemizin turizm sektörüne gerekli olan mesleki eğitimi almış, becerikli ve sektöre hizmet edebilecek kalifiye insan gücünü oluşturmak amacıyla Gülyalı ilçemize Turizm ve Otel İşletmeciliği Fakültemizin temellerini attık. Binamızın hızla tamamlanmasının ardından alanında uzman akademisyenlerimizle kaliteli bir eğitim-öğretime başlayacağız. Fakültemizde açmayı hedeflediğimiz Turizm Rehberliği Bölümünde yetişecek öğrenciler Ordu’ya gelen turist kafilelerine öncülük edebilecek donanıma sahip olacaklardır.

 

Hocam devlet üniversiteleri karşısında vakıf üniversiteleri gerçeği var. ODÜ olarak bu rekabetçi ortamda derece yapmış başarılı öğrencileri üniversitenize çekmek için çalışmalarınız nedir?

Genç bir üniversite olan Ordu Üniversitesi, bilimden sanata, spordan sağlığa kadar pek çok alanda gençlerin enerjisini yansıtıyor. Üniversitemiz öğrencilere farklı alanlarda alternatifler sunuyor, alanında uzman, bilgi ile donanmış, kalifiye bireyler olarak onları hayata hazırlıyor ayrıca mensuplarının modern eğitim binalarında bilim ve teknolojiden en üst düzeyde yararlanmalarını da sağlıyor. Aynı zamanda güçlü, dinamik akademik kadrosu ile eğitim ve öğretimde kaliteyi benimsiyor, sektör temsilcileri ile gerçekleştirdiği ortak projeler kapsamında öğrencilerine kariyerlerine bir adım önde başlama imkânı sunuyor.

Bizim için Üniversitemizdeki her bölüm ve her öğrenci eşit öneme sahiptir. Bireylerin yetiştirilmesinde ve üniversitemizin gelişiminde gösterdiğimiz bu dengelerin; özgün ve başarılı bir üniversite olabilmenin anahtarı olacağı inancındayız. Bu sebeple engin ve aydın bir vizyon eşliğinde geleceğini şekillendirmek isteyen tüm gençlerimize, yeşili ve mavisiyle Karadeniz’in en güzel yaşanabilir illerinden birinde, Ordu Üniversitesinin ayrıcalıklarını yaşatmayı hedefliyoruz.

 

Müsaadenizle röportajı biraz kişiselleştirelim. Hocam ailenizden bahsedebilir misiniz? Hobileriniz neler? Karadenizli biri olarak dalış sporu ile ilgilisiniz galiba… Detayları sizden öğrenebilir miyiz?

Mazbut orta halli üç çocuklu memur bir ailenin en küçük çocuğuyum. Babam teknik makine ressamı, annem ev hanımıydı. Benden büyük iki tane ablam var. Evli ve iki çocuk babasıyım.

Küçük yaşlardan beri fotoğraf çekmeye ve fotoğraf sanatına özel bir ilgim var. Bu merak bugün hala açıp baktığımda hem beni eskilere götüren hem de dinlendiren albümler oluşturmama vesile oldu. Küçük çapta da olsa aileden gelen bir gelenekle antika merakım var. Hala bu tür şeylere önem veriyor ve elimden geldiği kadarıyla biriktirmeye gayret ediyorum. Yüzme, bisiklet sürme ve kitap okuma hobilerim arasında tabi yapabildiğim ölçüde yapıyorum. Çünkü yöneticilik sırasında hobilerinizle uğraşmak çok zor. Dalış sporuyla yakından ilgili olduğum doğrudur. Belki de Türkiye’de rektörler arasında tek ya da bu sporla ilgilenen birkaç rektörden biriyimdir. Dalışla ilgili brövem var. Fırsat buldukça öğrencilere ve gençlere örnek olması, onları teşvik etmesi açısından sportif faaliyetlerde bulunmaya gayret ediyorum. Yüzmeyi çok seviyorum mutlaka haftanın iki veya üç günü sabahın çok erken saatlerinde yüzüp mesaiye öyle başlıyorum.  

 

Samsun’un gençlik döneminizde özel bir yeri var mı? Samsun’a dair nostaljileriniz neler? Samsun sizler için ne ifade ediyor? Merak etmekteyiz…

Samsun’un gençlik yıllarımda ayrı bir önemi vardır. Hem liseyi hem de üniversiteyi orada okuduğum için acısıyla tatlısıyla birçok anım var. Yazları belki farklı şehirlere gitme imkanım oldu ama yılın 8-9 ayını Samsun’da geçirdim. Arkadaşlarla bir Çiftlik bir Mecidiye Caddesi'nde gezmek bizim için çok özel anılardı. Hafta sonları seyahatlerimiz de olurdu. Hatta bu konuda hiç unutmadığım bir anımı sizinle paylaşmak istiyorum. 1986 yılında Samsun’dan İstanbul’a feribot seferleri düzenlenirdi. Feribotların ilk seferlerine başladığı bu dönemde Galatasaray-Samsunspor maçı için İstanbul’a gitmeye karar verdik. Tabi öğrenci olduğumuz içinde ekonomik olsun diye feribotun pulmanlarından yer aldık. Karadeniz hırçın, dalgalar şiddetli. Yaklaşık 1-1,5 saat sonra hepimizin mideleri bulanmaya başladı ve artık kusma noktasına geldik. Yolculuğumuz sabah başladı ve ertesi gün biz İstanbul’a vardık. Fakat maçı izlemeye gittiğimizde ben neredeyse maçın ilk yarısından sonra midem alt üst olduğu için istifra etmekten maçı seyredemedim. Bu sebeple geri dönerken biraz daha fazla para verip feribotun yataklı kısmında geldik. Hatta buna rağmen yine de rahatsız olan arkadaşlarımız olmuştu. Bu da bizim hala hatırlayıp gülümsediğimiz bir anı olarak kaldı.

 

OMÜ’nün kişisel yaşamınız ve akademisyen kimliğinizdeki etkileri, değişim-dönüşüm ve katkılarını soracak olursak neler söylemek istersiniz?

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Erzurum Atatürk Üniversitesi menşeili ve Üniversitenin ilk fakültelerinden bir tanesidir. Bizde hakikaten alanlarında çok başarılı isimlerle çalıştık. Rektörlük, dekanlık yapan ve uluslararası alanlarda söz sahibi Prof. Dr. Seyid Mehmet Şen, Prof. Dr. Ferhat Odabaş, Prof. Dr. Fahrettin Tosun, Prof. Dr. Ali Gülümser, Prof. Dr. Çoşkun Köycü gibi daha birçok değerli ve akademik anlamda yetkin hocalarımızla çalışma imkanım oldu.

Ben üniversitede orta halli bir öğrenciydim. Çok üst seviyede olduğumu hiçbir zaman söyleyemem. Ama not tutmayı çok severdim ve hocalarımın ağzından çıkan her kelimeyi kaydederdim. Hala da bu alışkanlığım devam etmekte. Belki her zaman değil ama vize ve final zamanları düzenli olarak ders çalışan bir öğrenciydim. Zaten hocalarımızda bizlere bu disiplini vermişti. Yaz stajımda Prof. Dr. Seyid Mehmet Şen danışman hocamdı ve 2 aylık staj süresinde hocamla olan yakın temasımdan gerçekten çok istifade ettim. Bana akademik anlamda neler yapabileceğimle ilgili birçok bilgi verdi.  Okulda sosyal hayatı ve sosyal ilişkileri iyi olan bir öğrenciydim. Sadece bulunduğum fakültede değil diğer fakültelerden de birçok arkadaşım vardı. Hatta bu konuyla ilgilide bölümde bulunan arkadaşlarımdan sen hep dışardasın bizlerle fazla beraber olmuyorsun diye de eleştiriler alırdım.

Ondokuz Mayıs Üniversitesi ağaç dikme bayramları olurdu. Bizde bu sayede ağaç dikmenin faziletinden çokça faydalandık ve çok sayıda ağaç diktik. Şu anda OMÜ çevresinde bulunan hemen hemen bütün ağaçların dikiminde bizim jenerasyonun çok büyük emeği vardır.

Üniversiteden sonra ilk  işe Dalaman Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünde başladım. Sonrasında TEKFEN Holdinge geçtim ve Karadeniz Bölge sorumlusu olarak görev yaptım. Akademisyenliğe de üniversite yıllarımdan 5-6 yıl sonra yine Prof. Dr. Seyid Mehmet Şen hocamızın ısrarları sonucu başladım. 1997 yılında doktoramı tamamlayarak Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesine Yrd. Doç. Dr. olarak atandım. 2003 doçent ünvanı aldım ve 2005 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi Ordu Ziraat Fakültesine Doçent olarak atandım. 2011 yılından bu yana da Ordu Üniversitesinde rektörlük görevini sürdürmekteyim.

 

Sayın Yarılgaç ODÜ’de ikinci döneminiz. Görev sürenizin bitiminde neler yapmak istiyorsunuz? Yani ileriye dönük planlarınızı öğrenmek istiyoruz.

Bu yıl 10. yılını kutlayacak olan üniversitemiz, geçen zaman zarfında da hakikaten ciddi gelişmelere sahne oldu. Ordu Üniversitesinin kurumsal kimliğini kazanması adına öncelik ve hedeflerimizi ortaya koyduk. Birinci dönemde üniversitenin alt yapısıyla ve fiziki anlamda gelişmesiyle ilgili çok ciddi çalışmalar yapıldı. Çalışmalar sonucunda da çok şirin, güzel bir donanıma sahip ve kendi içerisinde bütün ihtiyaçlara cevap verebilecek bir merkez kampüsüne ulaştık. Akademik ve kurumsal anlamda kurulan alt yapıda aldığımız bütün öğretim elemanlarının ihtiyaçlarını karşılayacak laboratuvar imkanlarını, projeler ile ilgili çalışmaların önünü açacak ofisleri ve onlara yardımcı olacak yardımcı personelleri de oluşturmaya gayret ettik.

Üniversitemiz genç olmasına rağmen belli alanlarda da kendini ispat etmiş ve belli bir seviyeye ulaşmıştır. Çok yakın bir tarihte Cumhurbaşkanımız tarafından verilen TÜBİTAK Genç Bilim İnsanları ödülüne üniversitemiz öğretim üyesi Doç. Dr. Filiz Kuralay layık görüldü. Bu da alanında zaten çok başarılı olan hocamızı ve kendisini her konuda daima destekleyen üniversitemizi çok gururlandırdı. Hatta Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde yapılan ödül töreninde 2000 yılından sonra kurulan üniversiteler arasında bu ödüle layık görülen tek üniversite biz olduk.

Üniversitelerde akademik alt yapı düzgün bir şekilde kurulup araştırmacıların önü açılırsa zaten üniversiteler o gelişimin içerisinde kendilerini bulacaktır. Akademik, idari personel ve öğrencilerimizin mutluluk içerisinde sağlıklı ilişkiler kurduğu bir üniversite idealimizden vazgeçmeyeceğiz. Sadece bina, yol ve çevre düzenlemesi yapmakla kalmayacak, mutlaka bunların içini dolduracak, yani zarf değil mazrufu ortaya çıkartacak çalışmaları titizlikle yürüteceğiz. Bu gayret ve çaba azmi görevimin son anına kadar devam edecektir. 



T.C. Ordu Üniversitesi © 2015 Cumhuriyet Yerleşkesi PK 52200 Altınordu / ORDU Telefon : 0 ( 452 ) 226 52 00
Bilgi İşlem Daire Başkanlığı